Atari 2600
Created by Manu Talavera
(Via: it8bit)
Devlet denen haltın bir şekilde hiç bir şekilde katkısı olmamasına rağmen yaptığım bir şey üzerinden beni faturalandırması bana tamamen saçma geliyor.
Şöyle ki, örneğin bir hesap makinası icat ettim. Eğer bu hesap makinasını kullanırsam sorun yok, arkadaşlarıma da kullandırırsam sorun yok. Herhangi bir kişiye veya bir çok insana kullandırmak istersem de sorun yok.
Ancak ben bunun kullanımından para kazanmak istersem vergi vermek zorundayım. Neden? İşte öyle! Üstelik bu vergiyi hem kullanan, hemde kullandırtan ödemek zorunda.
Peki sistemin işlemesi için gerekli diyelim ve ölçeği büyütelim. Elektrik üzerinde oynamalar yapılarak belirli miktarda dalgalar yayar. (Hatalı söylüyor olabilirim 3 aşağı 5 yukarı böyle ama.) 3Hz ile 300GHz arasında radyo frekansı denir. Türlerine göre data veya ses iletebilirler. Bunu doğal bir olay olarak baz alalım. Dalga aralıklarına göre de çeşitli isimler alırlar ve bu aralıklara göre zararları veya ilerleme mesafeleri artıp azalabilir.
Ben X bir kişi olarak bu dalgalardan herhangi bir tanesini kullanırsam, (ki aslında işe yarar olanları, yani ses veya data iletebildiklerinizi) yayan bir cihaz yaparsam yine devlete para ödemek zorundayım. Üstelik bunun için sizden para almış veya almamış olmam bir şeyi değiştirmiyor. Bu sistem düzenlemek vb. tamam ama ödediğim şey tamamen saçmalık. Eğer uzak uçlardaki 2 insanın iletişimini sağlarsam bu da Telekomünikasyon ve İletişim Bakanlığı’na (hani şu sürekli sayfaları kapatan bakanlık) bana karışma hakkı veriyor.
Neden? Benim yaptığım şeyin hangi aşamasında sen bana destek oldun ki ben sana sağladığın “SAHTE DÜZEN” için para vereyim?
Peki herkes parasını ve vergisini veriyorsa ve girilen her adres kişinin insiyatifindeyse neye dayanarak bir siteyi kapatabiliyorlar ki?
Yaptığım iş toplantıda takdir edilmedi. I’m Jack’s broken heart.
Efendim bir kaç ay öncesinde hediye olarak Philips’in O’Neil- The Strech model (TR 55LX) model kulaklığı gelmişti. Çok da sevmiştim kendisini, kız arkadaşımla beraber kulaklığı seçerken satıcı o sırada kulaklığı eğip büküp bakınız hanfendi kolay da kırılmayan bir model demişti. Özellikle sağlam bir şey almak istedik çünkü.
Gel gelelim, öyle fazla da abanmadan çatur diye kırılı verdi kulaklık, haliyle sevdiğim bir kulaktık da böylece gitmiş oldu. Kutusu ve fişine kadar sakladığım için tamir olur mu diye merak ettim garantiye yolladım. 40 lira gibi bir masraf çıktı.

Kutusunun üstünü inceledim daha sonra, ‘TESTED ON ANIMALS’ ve ‘Tested by toughest riders’ gibi bir şeyler görünce arayıp Philips’i arayıp sordum, yanıtları tüketici hakları derneği kanununa göre kırılmış olması garanti kapsamına girmediğiydi. Ancak ‘sağlamlığının arkasında duruyoruz diye sitenizde ve üstünde yazıyor, bu ürün ayıplı sayılmaz mı’ diye telefonla konuştuk yardımcı oldular sağolsunlar bunun ekstra bir özellik olduğunu belirttiler çok yeni olduğunu söyledim, mail atmamı istediler. Üzüntümü, ne kadar yeni olduğunu belirten ayrıca nasıl kırıldığını açıklayan bir mail attım.
Sonuç bu gün kargoyla sağlam şekilde gönderilmiş kulaklığımla güzel bir şarkıyı dinlerken bu mesajı yazmam.
İnce davranışları için Philips’e teşekkür ederim.